24 Temmuz 2010 Cumartesi



O
Size onu nasıl anlatabilirim ki?Nasıl açıklayabilirim onu gördüğümde hissettiklerimi ya da size nasıl beni büyülediğini söyleyebilirim ki o gözleriyle…
İlk gördüğümde bana kurtarıcı gibi gelmişti aslında.Masal gibiydi bakışları gülüşü ve kokusu…Gerçek olmazdı, öyle düşünüyordum o zamanlar.Ama şimdi anlıyorum ki ben yeryüzündeki bir hayale kaptırmıştım kalbimi.
Onu gördüğünüzde her defasında nefesiniz kesilirdi emin olun.Kokusunu içinize çekmek isteyeceğiniz hafif uzun kızıla çalan kahverengi saçları, inatçı rüzgarın her savuruşunda, güneş üstüne parlardı ve adeta kalbinizdeki alevleri andırırdı.
Meleklere benzeyen kusursuz yüz hatlarına dokunmak isterdiniz.Çoğunluk çatık olan kaşları, mükemmel burnu, sürekli ince bir çizgi haline gelen dudakları ve hafif bir mum ışında hemen belli olan kirli sakalı ile o kadar asildi ki.
Her şeyiyle büyülerdi sizi, kendinden emin güçlü sesiyle kibar sözleriyle yüzüyle saçlarıyla duruşuyla…Ama sizi kendine aşık eden gözleri ve gülümsemesi olurdu.
Öyle bir bakışı vardı ki sanki içinizi okurdu, ruhunuzu delip geçerdi.Hem insanı korkuturdu hem de kendine bağlardı.Gözlerinizi bir an bile ayırmak istemezdiniz o derin okyanusları andıran sır dolu koyu mavi gözlerinden.Ama asla uzun uzun bakamazdınız gözlerine.Titrerdi içiniz, kaçırırdınız bakışlarınızı hemen.Sanki o gözleri bakmak, onun sakladığı sırları bulup çıkarmak sizin hak etmediğiniz bir şeydi.Aynı bakışlarda asla bir duyguyu tadamazdınız…Kızgın, mutlu, endişeli, üzgün olduğunu yok ederdi umursamaz soğuk bakışlarında.Onun bir zaman vahşi, soğuk, küçümseyen bir zaman ise çocuksu duygusal gizem dolu olan gözlerine hayran olurdunuz. Ya aşık ya da bağımlısı.
Gülümsediğinde ise içinize hayat aşkı dolardı.O kadar nadir olurdu ki bu, özlerdiniz…O güzel kusursuz dudakları gülümsediğinde dünyanızda güneş doğardı.Küçük bir gülümseme için her şeyi yapardınız.Her gün o karanlık umutsuz dünyanıza güneşi getirmeye çalışırdınız hiç bıkmadan, sırf o gülümsesin diye…Sizi hayata bağlayan bir güç olur bir süre sonra .Onun gülümsemesinde bütün umutlar bütün ışıklar bütün yıldızlar dolaşırdı.
Ve o gittiğinde, arkasını dönüp sizi bıraktığında sadece kalbiniz kırılmazdı, ölürdünüz, nefes alamaz, ağlayamazdınız bile…
Yıllar sonra mezarının önüne dikilip baktığınızda dudaklarınızda onun ismi, gözlerinizde onun hayran olduğunuz bakışı, kulaklarınızda o unutulmaz kadifemsi sesi, göz yaşlarınızda ise onun yaşam veren gülüşü dolaşırdı usulca…
(s.s.v.d.s.o.t)

0 yorum:

Yorum Gönder